Merhaba,
Ülkemiz, tarihinde görülmedik şekilde bir yargı tartışması yaşamaktadır. Ancak gündemi yalnızca yargının görünürdeki ve siyasal yönü ağır basan sorunları işgal etmektedir. Tartışma, yalnızca Anayasa Mahkemesi’nin ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden yapılandırılması üzerinden yürütülmektedir. Yargının sorunlarının ne kadar derinde ve yapısal olduğu göz ardı edilmektedir.
Biz KAV olarak, güncel sorunları göz ardı etmeden, “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ni temel alarak görüşlerimizi belirtmek ve bunları avukat kamuoyunun dikkatlerine sunmak istedik.
Aşağıda yazılı metin esas itibarıyla “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ni temel almış, güncel tartışmalar göz ardı edilmeksizin nasıl bir adalet reformu sorusunun yanıtını aramıştır.
Dileriz ki, görüşlerimiz daha sonra birlikte tespit edeceğimiz bir formatta tartışmaya açılır ve sürece biz avukatlar da müdahil oluruz.
Saygı ve Sevgilerimizle…
Türkan Saylan’ın evinin aranması ve ÇYDD yöneticileriyle, Baba Beni Okula Gönder Kampanyası’nın yürütücüsü Tijen Mergen’in gözaltına alınışıyla ilgili tatmin edici bir açıklama yapılamamıştır.
Ev araması, el koyma ve özellikle gözaltına alma işlemleri ancak suç işlendiğine ilişkin ‘makul şüphe’ ve yeterli kanaat oluşturacak belirtilerin olması halinde yapılır. Bu işlemlerde orantılılık ilkesine uyulması ve el konulan malzemenin suç kanıtı olabilecek içerikte olması gerekir. Darbelere karşı olduğunu defalarca açıklamış olan bir insanın, darbe yapma hazırlığı içinde olduklarına ilişkin güçlü emarelerin olduğu bazı kişilerle aynı soruşturma içinde yer almasını, Türkiye’nin dört bir yanından, on binlerce çocuğumuzun burs belgelerine el konulmasını kabul edilemez buluyoruz. Siyasi iktidarın kendisine muhalif olanlara yönelik tehditlerine yargıyı da alet etme çabasını kaygı verici buluyoruz. Devamını oku »
Merhaba,
5 Nisan Avukatlar Günü.
Siyasetin gündeminin hukuk ve hukuksuzluk olduğu bir dönemden geçiyoruz. Görünen o ki önümüzdeki günlerde gündemin neredeyse tamamını hukuki konular işgal edecek. Siyasi iktidarın, bir süreliğine rafa kaldırdığı yeni anayasa çalışmasını tekrar gündeme getireceği görülüyor. Yargı bağımsızlığını içinden çıkılmaz hale getirebilecek olana “Yargı Reformu Stratejisi Taslağı” nın yasalaşması söz konusu. YÖK’ün merkezi denetim işlevini derinleştiren yasal düzenleme değişiklikleri, 18 yaş altı çocukların Çocuk Mahkemeleri dışında 36 yıla varan hapis cezalarıyla yargılanmaları, Deniz Feneri davası, kara para aklamaya yasal kılıf iddiaları, avukatlar üzerindeki vergi denetim tehditleri, basın özgürlüğüne yönelik tehditler geleceğe güvenle bakmamızı engelliyor.
Danıştay’ın verdiği pek çok Yürütmeyi Durdurma kararına uymayan siyasi iktidar, uygulanmayan yargı kararları arasına YSK kararlarını da kattı. Siyasi iktidar, Yüksek Seçim Kurulu’nun Anayasa ve seçim yasaklarına aykırılığı nedeniyle verdiği kararlara da uymayarak ayni ve maddi yardım dağıtmayı sürdürdü. Yaşadığımız yerel seçim süreci, siyasi iktidarın kamu kaynaklarını kendi propagandası için kullanma konusunda ne denli pervasız olabileceğini i gösterirken, AKP yöneticilerinin seçmeni açıkça tehdit eder nitelikteki açıklamalarını da hayretle izledik. Adalet Bakanı açıklamalarıyla Anayasa’nın 10. ve 127. maddelerini ve hukuk devleti ilkesini açıkça ihlal etmiştir.
Böyle bir dönemde, hukuk kurumlarının çözüm önerileri için yoğun çaba harcamaları, topluma güven vermeleri gerekirken ne yazık ki böyle bir çaba göremiyoruz.
Diğer yandan ikinci iddianame ile birlikte Ergenekon süreci derinleşebilir, faili meçhullerle ilgili adım atılabilir gibi görünüyor. Bu süreci Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olabilmesi açısından önemli görüyoruz.
Katılımcı Avukatlar (KAV) olarak 5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle adalet ve hukuk sisteminin güncel sorunları hakkındaki görüşlerimizi sizinle paylaşmak istedik. Katılımcı Avukatların güncel hukuk sorunlarıyla ilgili talep ve görüşleri aşağıda maddeler halinde yer almakta, bu taleplere kaynaklık eden dosyalar ise ekte sunulmaktadır.
Saygılarımızla,
KATILIMCI AVUKATLAR Devamını oku »
Siyasal erkin, kendi çıkarları ve ideolojik tercihleri yönündeki keyfi uygulamaları Türkiye hukuk tarihinin önemli sorun alanlarından birini oluşturmaktadır.
Demokrasiyi seçilmişliğe indirgeyen, seçilmiş olmanın her şeyi yapma yetkisi olduğunu düşünen zihniyet, ne yazık ki demokratikleşebilmemizin önündeki temel engellerden biridir. Halbuki demokrasi, seçilmişliğin ötesinde, hukuk eksenli bir kurumsallaşmayı da zorunlu kılar. Bu açıdan evrensel hukuk ile güvence altında olma ve yargı denetimi, demokrasinin kurumsallaşabilmesinin olmazsa olmazları içindedir. Devamını oku »
Kamuoyunda Ergenekon adıyla bilinen Dava ve soruşturmayla ilgili olarak, hukukun ve demokrasinin yanında yerimizi alıyoruz. Soruşturmanın uzanabileceği yere kadar gidebilmesi için de adil yargılanma hakkının savunulması için de davanın takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz. Devamını oku »
Ergin Cinmen
Yargı hizmeti; bağımsız, süratli, etkin ve adil yargılamayla bütünleştiğinde, gerçek yerine ve değerine oturur . Bu unsurlar adil mahkeme kararlarında yerini bulduğu zaman o toplum artık bir hukuk toplumu haline gelmiştir. Demokratik topluma ulaşmanın yollarından biri de budur.
Türkiye’de yargı ile ilgili söylenen, “yinelenme istikrarı” tartışılmayan üç cümle vardır. Birincisi yargının bağımsızlığı sorunu, ikincisi yargının iş yükü ve nihayet üçüncüsü hukuk normlarını ete kemiğe büründürecek kaliteli hukuk süjesi…
Bu üç sorun halledilemeden yargının sorunlarının bitmeyeceği aşikardır.
Bana göre bu iş yükünü gösteren aşağıdaki tablo değiştirilmedikçe yargı bağımsız da olsa, uygulayıcılar çok yeterli de olsa adil yargılamaya varılması olanaksızdır. O zaman yapılacak ilk iş, yargıcın iş yükünün olabildiğince hafifletilmesinden geçiyor.
2009 bütçe tartışmaları çok önemli bilgileri bizlere sunarken yargımızın röntgenini de gözler önüne serdi. Devamını oku »
İstanbul Barosu Genel Kurulu sona erdi ve yolumuza devam ediyoruz. Sadece avukatlardan değil ve sadece avukatlık mesleğine dair değil; yaşamın her alanına duyarlı düşünce ve eylemlere anlama kapılarımızı sonuna kadar açarak… Sunduğumuz yazı gezegeni paylaştığımız dostlarımızın varlığını hatırlatıyor ve hayvan hakları mücadelesini Katılımcı Avukatlar’ın yol haritasına bir daha hiç çıkmamacasına yerleştiriyor.
Duyarlı ve vicdanlı olabilmek için...
Yalçın Ergündoğan
Gazeteci-Yazar
Üzerinde yaşadığımız dünyanın yalnızca insan türüne ait olmadığını biliyoruz. İnsan türünün varlığını ve türünü sürdürebilir kılmasının da diğer türlerle demokratik ilişkisinden geçtiğinin farkındayız. [Acaba?]
Yaşamı oluşturan doğal denge, birimizin varlığının diğerinin varlığına saygı göstermesini zorunlu kılıyor. İnsan türünün diğer türlerle demokratik bir ilişki kurmasında hukukun ve hukukçuların, (daha doğrusu bu ilişkiyi kavramış hukukçuların) rolü ve önemi büyük. Doğanın ve hayvanların ne çıkarlarını koruyacak 'sendikaları', ne haklarını savunacak 'avukatları' ne de 'oy' hakları var. Devamını oku »