Av. Adem SAKAL
Katılımcı Avukatlar olarak kamuoyu önüne ilk çıkışımızı Barışarock 2008’de yaptık ve festival alanında zinde bir şekilde inkişaf ettik*. Karma yasaları gereğince, bütün faaliyetlerimizin de bir festival havasında geçeceği gibi bir öngörü de geliştirebiliriz. Festival havasında seçimler, festival havasında baro ve tüm toplum için festival tadında bir yaşam. Neyse bu ütopik oldu. Olsun; imkansızı istiyoruz.

Barışarock 2008 demiştik. Cumartesi sabahtan stand açacağımız yeri belirledik. İşte kader ağlarını tam bu noktada örmeye başladı. Hint tanrısı Krishna’dan vekalet alan Grek kader tanrıçası Klotho ağ örme işini bizzat sevk ve idare ediyordu. Uygulayıcılar ise Hare Krishnacı gençlerdi. Standlarını kurarken başımıza neler geleceğini bilemezdik elbette. Kendilerine fazla bir masamızı bile verdik. Biz de bu arada standımızı kurduk. Standımızın arkasındaki biz gelmeden asılmış olan başka bir “dünya mümkün yazısı” ise başka bir baro mümkün” mottomuz” ile paralel bir mantalitenin tezahürü olduğundan standımızla birlikte anlamlı bir kompozisyon oluşturmuştu.
“hare krishna hare krishna krishna krishna hare hare hare rama hare rama rama rama hare hare !!!”
İşte iki gün boyunca dinlediğimiz ya da dinlemek zorunda olduğumuz mantra. Mutluluk mantrasıymış. Hiç durmadılar. Sürekli tekrarladılar. Kimler mi? Hare Krishnacı gençler. Onlar transa geçti, bizim kimi arkadaşlarsa cinnetin sınırlarını zorladı. Bir an “bu arkadaşlar o kadar yürekten söylüyorlar ki Ganj’ın yatağı değişip, Karadeniz’in kuzeyinden dolanıp önümüzden aksa yeridir. Bu performansa değer.” diye düşünmedim değil. Daha sonra öğrendiğim üzere, günde 1728 kere tekrarlanması gerekiyormuş bunun. Krishna da çok şey istiyormuş. Aslında tanrılarla pazarlık etmek lazım. En az yükümlülük yükleyen tanrı ihaleyi alır.
Güzel bir haftasonu oldu esasında. Hem festivale gelen meslektaşlara, hem de toplumun bir kesimine ulaşmış olduk. Dağıttığımız haklarımız broşürünün de faydalı olduğu kanısındayım. Katılımcı Avukatlar oluşumunda yer alan arkadaşlar olarak iyi bir sinerji yarattık. Konserde zıplayan katılımcılarımız da gözlerden kaçmadı. Bu fotoğraflarla da belgelendi. Onların zıplamaları da bir misyon dahilinde idi. Barış, özgürlük, başka bir baro, başka bir evren ve katılımcı avukatlar için zıpladılar.
Bu Barışarock deneyiminin anlatımı daha uzar. Başka detaylara da girilebilir. Onu da diğer katılımcılardan bekliyoruz. Aramızda nirvanaya ulaşmış olanlar olabilir. Her şeyi bırakıp trenle Hindistan’a doğru yola çıkan iki arkadaşı ben haber aldım. Şükürler olsun ki İran sınırına varana kadar Mutluluk Mantrası’nın etkisi geçmiş de “Biz ne yapıyoruz? Adli tatilden sonra bekleyen o kadar iş var.” Diyerek geri dönmüşler. İsimlerini vermek istemiyorum. Eğer etki geçmemiş olsaydı Varanasi’ye kadar gidip keşiş olabilirlerdi. Ucuz kurtuldular ama şimdi bir süreliğine rehabilitasyon merkezindeler. Adli tatil bitene kadar, olmadı en geç baro genel kuruluna kadar aramıza katılmalarını umuyoruz.
Ani bitiriş yapıyorum: “Başka bir evren mümkün!!! İşe barodan başlıyoruz”
(Zinde inkişaf: 1969’da İzmir’de kurulmuş “Nasyonal Aktivitede Zinde İnkişaf” adlı bir derneğin isminde geçen absürd bir tamlama. Derneğin kısaltması: NAZİ
Krishna’nın izi: Svastika. Gamalı haç. Hitler’in Naziler için sembol olarak belirlediği Gamalı Haç’tan farkı uçlarının birbirlerinden ters yöne bakmaları.
Varanasi: Hinduların hacı oldukları hindistan’ın en kutsal şehirlerinden. Ölüler falan bu şehirde yakılıyormuş.)
Yorumlar
Bundan çok çok uzun zaman
Cts, 11/07/2009 - 10:30 — susan.roadBundan çok çok uzun zaman önce dünya üzerinde olan çok büyük bir savaştan bahsedilir. Kuru krallığının başkenti Hindistan için özel bir konuma sahip Hastinapura’dır ve kitchen Hastinapura adalet ve erdemle-zamansız etik değerler- yönetilen simgesel bir yerleşimdir. Fillerin kalesi olarak da bilinen bu şehrin bir diğer adı da ‘bilgelik şehridir’. Fillerle bilgeliğin eş tutulmasının nedeni; bu hayvanların büyük kulakları ile sesleri çok iyi duyabilmeleri, hassasiyetleri, iyi konsantre olabilmeleri refrigerators ve tehlike karşısında cesur ve atak davranışları nedeniyledir…
Kral Pandu öldükten sonra yerine ağabeyi Dhiritarashtra gelir. Dhiritarashtra’nın 100 oğlu olduğu söylenir. Bunlardan Duryadhana, 99 kardeşinin özelliklerini taşıyan, hırslı, dishwashers bencil, maddesel olanın peşinden giden bir doğaya sahip, diğer kardeşlerinde olduğu gibi. Ve Duryadhana’nın büyük kardeşin hakkı olmasına rağmen tahtta da gözü vardır.