Ergenekon Süreci, Hukuk ve Demokrasi

Kamuoyunda Ergenekon adıyla bilinen Dava ve soruşturmayla ilgili olarak, hukukun ve demokrasinin yanında yerimizi alıyoruz. Soruşturmanın uzanabileceği yere kadar gidebilmesi için de adil yargılanma hakkının savunulması için de davanın takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.

Ergenekon süreci, Türkiye’de derin bir kamplaşma yaratmıştır. Bir uçta bu sürecin siyasi hesaplaşma yanının hiç olmadığını, salt çetelerin, darbe girişimcilerinin yargılanmasının önünün açıldığını iddia edenler, diğer uçta da salt muhalefetin susturulmasına hizmet ettiğini söyleyenler var. Sesi yüksek çıkanların yer aldığı kamplar arasında hakikat kaybolmakta ve belirsizlik, kaygı egemen olmaktadır. Ergenekon süreci, ne bir kesimin savunduğu gibi tamamen muhalefeti susturmak için düşünülmüş bir komplo, ne de diğer kesimin savunduğu gibi siyasi hesaplaşma yönü hiç olmayan, salt çetelerin çökertilmesi ve darbe tehlikesini bertaraf etme çabası olarak görülemez.

Ergenekon adı verilen soruşturma ve dava, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olup olamayacağına ilişkindir. Ne yazık ki Türkiye’nin darbelerle, faili meçhullerle, karanlık ilişkilerle yüklü bir geçmişi vardır. Soruşturma ve dava, bu geçmişle yüzleşmemiz, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olabilmesinin önünün açılması için önemlidir. Hiç kuşku yok ki, Türkiye’nin geçmişi aynı zamanda adil yargılanma hakkı ihlalleriyle de yüklüdür ve davanın hukuka uygun bir biçimde, adil yargılanma hakkına uyularak yürütülmesi ve sonuçlandırılması yine Türkiye’nin demokratikleşmesi ve hukuk devleti olabilmesiyle ilgilidir.

*Önemle belirtmek isteriz ki, dava üzerine ne siyasi iktidarın ne de başka bir güç odağının gölgesinin hiçbir şekilde düşmemesi gerekiyor. Bu da ancak yıllardır savuna geldiğimiz yargı bağımsızlığının sağlanması ile mümkün olabilir. Yargının bağımsız olduğu bir ülke olabilseydik zaten manipülasyon kaygısı duymazdık.

*Soruşturmada kolluğun inisiyatifinin baskın olmasının sakıncaları bu davada da ortaya çıkmakta ve bir kere daha adli kolluk kurulması gereğini gözler önüne sermektedir.

*İddianamenin çok uzun olması ve gereksiz tekrarlar içermesi böyle önemli bir davada gösterilmesi gereken özenin gösterilmediğini düşündürüyor. Soruşturma ve dava boyunca tutuklama önlemine çok fazla başvurulmuş olması da eleştirilmesi gereken bir noktadır. Bu tutuklamaların ve genel olarak soruşturmanın ve davanın medyada yansıtılma biçimi de tarafsız habercilik ilkesine aykırı bir biçimde gerçekleşti ve soruşturmanın gizliliği ilkesi ayaklar altına alındı. 
*Davanın ve soruşturmanın faili meçhuller ve darbelerle ilgili olarak genişletilmesi ve hukuka uygun olarak yürütülmesi halinde Türkiye'de demokrasinin yerleşmesi için benzersiz katkıları olabileceğine inanıyoruz. Yeter ki bu soruşturma ve dava önemine uygun olarak yürütülsün, siyasi manipülasyonlara alet edilmesin, sanıklara yönelik hak ihlalleri ile üzerine gölge düşürülmesin.

Unutmuyoruz: In dubio pro reo (“Şüpheden daima sanık yararlanır”) ama yine unutmuyoruz: Imputinas semper ad deteriora invitat (“Cezalandırmama daima daha kötü fiillere davetiye çıkarır”).
Söylenilen her sözcüğün kolayca bağlamından ve anlamından koparılarak çok farklı bir anlamlandırılmaya konu edilebildiği bu kaygan zeminde, hukuk kurumlarının çok dikkatli olması ve hukuk yoluyla demokrasiyi rehber edinerek topluma yön göstermesi gerekir. İstanbul Barosu da bu kurumların başında gelmektedir. Askeri darbeler, darbe girişimleri ve faili meçhuller, siyasi ve toplumsal kültürümüzün utanılacak bir gerçeğidir. Bu kötü geleneğin takipçilerinin bugün de bulunması elbette mümkündür. Bir hukuk kurumunun, hukuk dışı böylesi girişimlere destek anlamına gelebilecek her türlü tavır ve duruştan uzak kalması, varlık nedeninin, meşruiyetinin temel gereğidir. Hiçbir gerekçe bir hukuk kurumunun, askeri darbelere ve darbe girişimlerine, faili meçhullere hoşgörüyle bakmasına ya da böylesi bir tehlikenin şu ya da bu şekilde ciddi olarak gündeme geldiği zamanlarda bu durumu görmezlikten gelmesine neden olmamalıdır.   İnsan haklarına ve hukuka saygı gösterilmesini her zaman önemseyen bizler, hukuka aykırılıklara her zaman ve her zeminde açıkça tavır alacağımızı, hukuken meşru olmayan hiçbir gücün hukuka müdahalesine tolerans göstermeyeceğimizi belirtir, hukuk karşısında hiç kimsenin ve hiçbir kurumun imtiyazlı veya dokunulamaz olamayacağını, bu bağlamda yürütülmekte olan soruşturmada yaşanan hukuka aykırı uygulamalara son verilerek, soruşturmanın geleceğimiz bakımından taşıdığı öneme uygun şekilde büyük bir özen ve kararlılıkla sürdürülmesi gereğini “KATILIMCI AVUKATLAR” olarak kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Katılımcı Avukatlar (KAV)