Nikbinlik

Efsun Aytan Işıktaş

Katılımcı Avukatlar Grubu tarafından, Barolar Birliği’ne delege adaylığım önerildiğinde, kabul etmemin nedenlerini sizlerle paylaşmak için bu satırları yazıyorum.

Acısıyla tatlısıyla uzun bir meslek yaşamını geride bıraktım. Kısa bir süre İzmir Barosunda, uzun bir süredir de İstanbul Barosunda yıllarımı geçirdim. 

1992 yılı nisan ayından bu yana  bir bankanın kadrolu çalışanıyım. O günden bu güne gerek mesleki gerek ülkemizin hukuki açmazlarıyla ilgili bir çok sorunla karşılaştım, yüreğimde bir çok kaygı yaşadım.

Yay burcuyum. Yeni yerler görmeyi, yeni insanlar tanımayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi çok sevdim. Son bir yıldır, görevim gereği bir çok şehirde birçok meslektaşımı ziyaret ettim. Onların yaşadığı sorunları, onların insan sıcaklıklarını yakından gördüm.

Bu güne dek bir çok ülke gördüm. Gittiğim ülkelerde elimden geldiğinde o ülkenin hukuk sistemi üzerine bilgiler edindim. Bizim ülkemizdeki hukukçular ile diğer ülkelerdeki hukukçuların yaşam koşullarını karşılaştırdım.

Meslek yaşantımızın ve ülkemizdeki yaşam standartlarının yükseltilmesinde Barolara çok önemli görevler düştüğünü düşünüyorum. Katılımcı Avukatlar tarafından hazırlanan programı incelediğimde kendimden bir çok parça buldum. İşte bu program temelinde, Barolar Birliği Delegeliğine adayım. Sorunlarımızın çözümü için çorbada benim de payım olabilirse mutlu olacağım.
Sözlerime Nazım’ın o güzel şiiri ile son veriyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

 

NİKBİNLİK
Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
                göre-
                      -ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
                          süre-
                                -ceğiz...
Açtık mıydı hele bir
                            son vitesi,
adedi devir.
         Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
                                  ne harikûlâdedir
             160 kilometre giderken öpüşmesi...
Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
             yalnız cumaları
                      yalnız pazarları..
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
                    ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
     Cevap:
            açılır kara kaplı kitap:
                                              zindan..
Kayış kapar kolumuzu
                              kırılan kemik
                                                   kan.
Hani şimdi bizim soframıza
                                 haftada bir et gelir.
Ve
çocuklarımız işten eve
                            sapsarı iskelet gelir..
Hani şimdi biz..
İnanın:
        güzel günler göreceğiz çocuklar
        güneşli günler
                            göre-
                                  -ceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
                          süre-
                               -ceğiz.....
                                                                                    1930