Adem Sakal
"Neden Kav'dayız, Kav'da ne bulduk, bizim bakış açımızdan Kav nedir?" 21 Ekim 2008 sabahı Sirkeci Adliyesi'nde broşür dağıtırken bu soruların yanıtını düşünüyordum. O sırada birlikte broşür dağıttığımız Av. Mustafa Kemal Güngör’ün bir meslektaşımıza söylediği bir söz çalındı kulağıma: "iyi gidiyoruz. Yani vamos bien!”
Evet neden Kav'dayım? Önce nasılından başlamalı sanırım. Sürece dahil olduğumda ortada henüz bir isim bile yoktu. Benden çok önce sürece dahil olan pek çok arkadaş da vardı. İki yıldır süreci başarıyla işleten arkadaşlar. Haziran ayında süreç içindeki bir arkadaşın daveti ile bir toplantıya katıldım ve o toplantıyla birlikte sürece dahil oldum. O toplantı ilk ve son toplantım da olabilirdi ama olmadı.Toplantıda hepsi birbirinden nitelikli ve özverili insanların iyi şeyler yapmış olduklarını ve bunu devam ettirme azminde olduklarını gördüm. İyi gidiyorlardı. İlk toplantı bana bu intibayı verdi. Henüz "Katılımcı Avukatlar" ismi akıllarda bile olmamasına karşın, katılımı ve uzlaşmayı gördüm. Devam eden toplantılar, toplantılarda yapılan çalışmalar, getirilen öneriler ve sergilenen yaklaşımlar katılımı ve uzlaşmayı devam ettirdi. Her katılımcının birer birey olduğunu hissettiren ve herkesin birbirine bir meslektaş, bir insan olarak saygı gösterdiği bir sürece dahil olmuş oldum.
Bir enstantaneden bahsetmek istiyorum. Genç avukatlar ile bir toplantı yapılmıştı seçim ofisinde. Toplantı salonu hıncahınç dolmuştu genç meslektaşlarımızla. Toplantı başladıktan bir süre sonra Sebu Bey (Aslangil) geldi. Kapıdan salona baktı. Ben o bakışa dikkat etmedim. Ertesi gün arkadaşımız Özden (Özdemir), Sebu Bey'e "Salonu o halde görünce duygulandınız değil mi? Nereden nereye? Bir kaç kişi toplantı yaptığımızı biliyoruz." dedi. Sebu Bey de "evet aynen öyle" dedi. İşte iyi şeyler yapmak azmi ve kararlılığı ile yola çıkan iyiniyetli ve özverili bir kaç kişinin emeği vardı o günkü toplantıda ve Kav'ın seçimlerde en iddialı grup olmasında. Bu durum çeşitli şekillerde ifade edilebilir. Örneğin çok uzak bir yerde kanat çırpan kelebeğin uzak diyarlarda kasırgaya sebep olması gibi. İlk toplantılar henüz bir seçim ofisi bile yokken kelebeğin kanat çırpışlarıydı belki. Şimdi Kav seçim ofisinde rüzgarlar esiyor. Belki de bu rüzgarlar Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir kasırgaya dönüşecek.
Tekrar "neden Kav'dayım?" sorusuna geliyorum. Shakespeare Hamlet adlı eserinde Hamlet'e söylettiği bir replik var: “Çürüyen bir sey var Danimarka Krallığı'nda" İşte bu sözü formatlıyorum kendi ahvalimize. "Çürüyen bir şey var Türkiye adalet sisteminde" Adalet sistemimizin hali malum. Şimdi bu bağlamda adalet sistemi panoraması çizmeyeceğim. Kısa ve öz ifadesi ile çürüyen bir şey var. Bunu zaten görüyoruz, yaşıyoruz, tartışıyoruz, analiz ediyoruz. İşte bu ortamda, "bir şey yapmalı" diyen insanlar ortaya çıkmalıydı. "Başka bir baro, başka bir adalet sistemi mümkün" diyen, samimiyetlerine, iradelerine, özverilerine inanabileceğim insanlar. Mebuse Hanım'ın ifadesiyle, "Gülmeyi bilen, hayal kurabilen ve bu hayallerini hayata taşıyabilen avukatlar" Bu ayrıca "Kav'da ne buldum?" sorusunun da yanıtı oluyor.Yola çıkmışlar, iyi gitmişler, dahil olduğumda iyi gidiyorlardı, dahil oldum bu sefer de iyi gidiyoruz. Vamos bien!