Neden Avukat Oldun(k)?

Avukat Selim Baktıaya

Bu soruyu ne zaman duysam bir film sahnesi canlanır gözümde. Sanırım adı “Öldürmek üzerine bir film” di. Başlangıç sahnesi:

Bir adam heyecanla bir sınav kurulunun kapısı önünde bekliyor. Adı okunuyor içeri giriyor. Bir sonraki sahne; bir barda adam sevgilisi ve arkadaşları kutlama yapmaktadırlar. Anlıyoruz ki sınav bir baro sınavıdır ve sınav kazanılmıştır. Anlıyoruz ki dört yıllık hukuk eğitiminden sonra dört yıllık bir staj yapılmış ve bu sınava girilmiştir. Yani süreç çok uzun, sınav çok önemlidir. Bu sırada arkadaşlarından biri sorar, “Ne sordular?” olayın kahramanı cevap verir: “Niçin Avukat Olmak istiyorsun “ diye sordular

Filimde kahramanın ne cevap verdiğini hatırlamıyorum. Hatta o soru sadece filmin kahramanına mı yoksa aynı zamanda bana da mı soruldu ondan da emin değilim. Bildiğim o andan itibaren o sorunun sık sık aklıma takıldığıdır. Bazı sorular vardır soruldu mu mutlaka cevabı verilecektir. Bir zamanlar nedeni, niçini hiç aklınıza gelmese de soru soruldu mu artık çok geçtir. Bunun cevabını bulmadan olmaz, yapamazsınız, sorudan önceki gibi hayatınıza devam edemezsiniz.

Çocukluğumdan beri bu soruyu defalarca duydum. Hiç biri Baro Sınav Kurulunun önünde bekleyen filmin kahramanın ağzından duyduğum kadar etkileyici değildi. (Belki de bu filmin de bir etkisidir, bütün hukukçu ve hukukçu adaylarına bu filmi izlemelerini öneririm.)

Türkiye’de insanlar buna çeşitli cevaplar verir.; “Puanım bunu tutuyordu”, “tercihlerim arasına koymuştum ama başka yeri kazanacağımı umuyordum,” “istediğim yeri kazanamadım altında bu vardı.” Veya “hem serbest çalışır hem de şirketlerde bile tercih edilirim” diye düşündüm. gibi gibi

Peki ya isteyerek hukuku ve avukatlığı tercih edenler onlar niye avukat olmak istemiştir.?

Avukatlıkta çoğu zaman emeğinizin somut karşılığını göremezsiniz. Kastettiğim para değil. Somut ürün olarak göremezsiniz. Seramikçi olsanız işiniz bittiğinde “eseriniz” elinizdedir. Somuttur. Heykeltraş veya ressam da olsanız da öyledir,. Oto tamircisi , fırıncı da .

Ama avukatlık?
Sistem içinde tıkanmış bir parayı icra ile almak öylemidir.? Veya bir tahliye davası veya gayrimenkul davası. Özünde böyle olsa dahi bunu göremeyiz. Çünkü mahkemede “eser” den uzak bir yaratımdayız. Yani çoğu zaman “eserimizi “ elimize alamayız. Geciken yargı toplumda hukuka ve avukata bakışla birleşince çoğu müvekkil teşekkürde etmez bize. Geriye bir tek kazandığımız para kalır, oda ücretimizi alabilmiş isek.

İşte avukatlık bunalımı burada başlar. Bu yüzden avukatların çoğu avukatlığı bırakmaktan söz eder. Ama biliyorum çoğu bırakmaz, bırakamaz.

Bu yüzden baştaki soruya dönmek lazım: Niçin avukat oldun, olduk?

Faraza:

Ceza davalarını alan bir avukat olsam , herhalde müvekkillerimin çoğu “suçlu”lar olurdu. O zaman sorardım kendi kendime “hep katiller, hırsızlar için mi çalışacaksın.? Senin sayende bunlar dışarıda kalıyor ve daha çok suç işliyor. “Derdim. Ama bir gün , mesleğin kaçıncı yılında olursa olsun bir masuma denk gelir insan. Gerçekten masum ve ağır bir ceza tehdidi altında olan birine. İşte o masum insana denk gelme olasılığı nedeni ile avukatlık yapılır. Bir gün bir masumu kurtarmak ümidi dahi yeter bu mesleği yapmaya.

Ceza davaları değil başka davalarla uğraşıyorsan eğer bir gün tanımadığın ve hatta sevmediğin birinin sana göre üstün bir hakkı için çalışırsın. Müvekkilini sevmesen de , fikirlerine katılmasında o “hak” için çalışırsın. İşte bu bir eserdir. Elinde tutmasan da hissedersin. Yani müvekkili değil hakkı savunduğun için kazanırsın ve bu seni mutlu eder.

İşte bunun için avukat oldum. Bir gün bir masuma denk gelmek olasılığı nedeni ile. Müvekkili değil hakları savunabilmek amacı ile. Bu nedenle hiçbir meslektaşımı kimin avukatı olduğu ölçütü ile değerlendirmedim. Kimin avukatı olduğu değil mesleğini nasıl yaptığı, hangi ahlaki ölçütlerle çalıştığı önemli oldu benim için.

Bir gün sevmediğim, fikirlerine katılmadığım birilerini savunan bir avukat görünce hemen aklıma o avukatında benim gibi müvekkili değil hakları savunmak için çalıştığı aklıma gelir ve içten içe bir sevinç duyarım. Bilirim ki o avukat sevmediğim birinin haklarını savunurken aslında beni de savunmaktadır.

Yorumlar

davaları değil başka

davaları değil başka davalarla uğraşıyorsan eğer bir gün tanımadığın ve hatta sevmediğin birinin sana göre üstün bir hakkı için çalışırsın. Müvekkilini sevmesen de , furniture fikirlerine katılmasında o “hak” için çalışırsın. İşte bu bir eserdir. Elinde tutmasan da hissedersin. Yani müvekkili değil hakkı savunduğun için kazanırsın ve bu seni mutlu eder.

İşte bunun için avukat oldum. outdoor furniture Bir gün bir masuma denk gelmek olasılığı nedeni ile. Müvekkili değil hakları savunabilmek amacı ile. Bu nedenle hiçbir meslektaşımı kimin avukatı olduğu ölçütü ile değerlendirmedim. Kimin avukatı olduğu değil mesleğini nasıl yaptığı, furniture stores hangi ahlaki ölçütlerle çalıştığı önemli oldu benim için.